Bu yıl, Çin Halk Gönüllü Ordusu’nun Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Saldırganlığına Direniş ve Kore’ye Yardım Savaşı’nın 70. yıl dönümünü anılıyor. Çin’in savaşa katılmasının yıl dönümünde bu ay, kolay verilmemiş bir savaşa girme kararı ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nde (KDHC) görev yapan Çinli gönüllülerin fedakârlıkları televizyonlarda geniş bir şekilde yer alıyor. ABD’deki anma törenleriyse, kısmen salgın yüzünden daha az kapsamlı oldu. Kore Savaşı, ABD’de Unutulmuş Savaş olarak nitelendirilir, ancak bu savaşta savaşanlar ve ölenler her zaman ABD vatandaşları tarafından anılacaktır.

Kore Savaşı bitmesine rağmen Kore İşçi Partisi’nin kuruluş yıl dönümündeki anma törenlerinde en büyük nükleer füzesini sergileyen KDHC’nin nükleer yetenek geliştirmesinden bu yana ABD’nin dış ve savunma politikasında hala önemli bir sorun olmaya devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Yarımada’nın nükleer silahlardan arındırılmasına ilişkin KDHC ile bir anlaşma yapılması için yakın zamandaki girişimi her iki tarafın da geciken takibinin bir sonucu başarısız oldu ve görüşmeler şu anda belirsizlik içinde bulunuyor.

KDHC’nin nükleer hırsları yalnızca Güney Kore’de binlerce asker bulunduran ABD için değil, aynı zamanda Güney Kore ve Çin dâhil bölgedeki diğer ülkeler için bir tehdittir. Gerçekten de, Çin’in oynadığı arabuluculuk rolü olmasaydı Başkan Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong Un arasında herhangi bir görüşmenin gerçekleşmesi mümkün olmayacaktı.

ABD’NİN SALDIRGANLIĞINA DİRENİŞ VE KORE’YE YARDIM SAVAŞI’NIN 70. YIL DÖNÜMÜ

Görüşmelerin şimdi durmasıyla bu cephede herhangi bir ilerleme kaydedilmesi muhtemelen sadece Çin’in aktif siyasetiyle olacaktı. Dışişleri Bakanı Mike Pompeo tarafından başlatılan Çin karşıtı Haçlı Seferi ile Çin’in nasıl herhangi bir olumlu rol oynayabileceğini görmek şu an için zor. Seçim kampanyası boyunca Çin karşıtı nutuklara ara verilmeyecek. Seçim sonrası bu farklı bir hikâyeye dönüşebilir.

Başkan Trump yeniden seçildiği takdirde, Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılmasına yönelik girişimlerini pekâlâ yenilemek isteyebilir. İkinci dönemde, daha ılımlı bir politika ya da gerçekçi bir politika nasıl isterseniz deyin, ucuz atışmalara üstün gelecektir. Trump, ona yardımcı olmak için yepyeni bir kadro getirebilir.

TEK GERÇEK YARDIM ÇİN’DEN GELEBİLİR

Joe Biden kazanırsa, Kuzey Kore lideri konusunda Trump’ın izinden gitmek isteyeceğini bile tahmin etmek zor. Kabinesinde kimin olacağına dair tahminler göz önüne alındığında, KDHC ile müzakere etmeye meyilli pek fazla insan görmüyoruz. Mike Pompeo’ya düşkünseniz, bir Biden yönetiminde dışişleri bakanı adayı olan Susan Rice’ı görene kadar bekleyin.

Yine de Çin, keşiş krallığı ile samimi ilişki içinde olan çok az ülkeden biridir. Asya Pasifik’te, KDHC’nin nükleer güç olma konusundaki iddialı planlarını sürdürmesi durumunda, hiç şüphesiz sonuçlanacak bir nükleer yarış, çok tehlikeli bir gelişme olacaktır. Bir sonraki ABD yönetimi, KDHC’nin nükleer cephaneliğiyle uğraşmak zorunda kalacak ve bununla askeri olarak başa çıkmaya çalışacak kadar çılgın değillerse, müzakere için bir çare bulmaları gerekecek. Bu durumda bu arenada, tek gerçek yardım Çin’den gelebilir.

Çin, kendi menfaati için, bir saatli bombayı etkisiz hale getirmeye çalışmadığı için ihmalkâr görülecektir. Güney Kore, ABD’den, KDHC tehdidi devam ettiği takdirde, nükleer silah şeklinde olmasa bile, en azından daha sağlam bir füze savunma sistemi gibi daha da güçlü bir destek talep edebilir.  Bu da ABD’nin Asya-Pasifik bölgesinde Kim Jong Un’un nükleer cephaneliğine karşı koymak için yapacağı herhangi bir yığılma da Çin için potansiyel bir tehdit oluşturacaktır.

CGTN / William Jones

Çeviri: CRI Türkçe