ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun başını çektiği bazı Amerikan siyasetçiler son zamanlarda ülkelerindeki salgınla ilgili ciddi durumu bir yana bırakarak, yeni korona virüsünün Wuhan Viroloji Enstitüsü’nden sızdığı yalanını yayıp, bu enstitüye uluslararası soruşturma başlatılması gerektiğini iddia etti. Aslında, ABD’deki belli başlı basın kuruluşları dahil uluslararası kamuoyunda uluslararası soruşturmayı kabul etmesi gerekenin ABD olduğu görüşü hakim.

Uluslararası öncü tıp dergisi Lancet’in başeditörü Richard Horton kısa süre önce Çin Medya Grubu’na verdiği özel röportajda, ABD’nin Şubat ayının tamamını ve Mart ayının başını boşa harcadığını belirtti. New York Times da ABD’de 8 hafta içinde COVID-19 salgınından dolayı hayatını kaybedenlerin sayısının 8 yıl süren Vietnam Savaşı’ndaki can kaybından bile daha fazla olduğunu yazdı. Dünya çapında en iyi sağlık koşullarına sahip olan ABD’nin hem vaka, hem de can kaybı sayılarının dünyadaki en yüksek seviyede bulunması küresel salgınla mücadele çalışmalarında son derece büyük baskı oluşturdu.

Ancak bazı Amerikan siyasetçiler, ülkedeki salgınla mücadele çalışmalarına odaklanmak yerine yalan iddialar yayarak, sözde uluslararası soruşturmayla kendi ihmalkarlıklarını Çin’e yıkmaya, dahası salgınla mücadeledeki başarısızlıklarını örtbas etmeye çalışıyorlar.

ABD’de salgınla mücadele çalışmaları neden bu kadar başarısız? ABD salgının dünya çapında yayılmasında ne gibi bir sorumluluk üstlenmeli? Amerikan siyasetçilerin histerik bir şekilde kamuoyunun dikkatini başka yöne çevirmeye çalışması neyin üstünü örtmeyi amaçlıyor? Bütün bunlara yönelik uluslararası bir soruşturma yapılması gerekiyor.

Birincisi, ABD başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere uluslararası kuruluşların Fort Detrick Biyoloji Laboratuvarı’na girip soruşturma yapmasına izin vermeli. B.Z. isimli internet kullanıcısı 10 Mart’ta internette yayımladığı mesajında, Washington’un geçen Temmuz’da Fort Detrick Laboratuvarı’nı kapatmasının gerçek sebebini, laboratuvarda yeni tip korona virüsü hakkında araştırma yapılıp yapılmadığını, virüs sızmasının yaşanıp yaşanmadığını açıklamasını talep etti.

ABD merkezli Politico isimli web sitede yer alan bir yazıda, Fort Detrick Laboratuvarı’nın öteden beri CIA’nin gizli zihinsel kontrol ve kimyasal deneylerinin merkezi olarak kullanıldığı kaydedildi. Halkın laboratuvarın kapatılmasının gerçek nedenini öğrenme hakkı var.

İkincisi, ABD, grip bahanesini kullanarak yeni tip korona virüsü salgınını saklayıp saklamadığı yönünde soruşturma yapılması konusunda uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapmalı. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi tarafından Şubat ayında yayımlanan raporda, Eylül 2019’da başlayan grip salgınının 30 milyondan fazla Amerikan vatandaşının enfekte olmasına neden olduğuna işaret edildi. Merkezin başkanı Robert Redfield yaptığı bir açıklamada, grip nedeniyle ölenler arasında yeni tip korona virüsüne yakalananların bulunduğunu kabul etti. Dolayısıyla ABD’de gribe yakalananlar arasında ne kadar yeni tip korona virüsü vakası var? İlk COVID-19 hastası ABD’de mi ortaya çıktı? Salgının küresel çapta kontrol altına alınması için bu sorunlar giderilmeli.

Üçüncü olarak ABD, ülkede ilk vakanın ne zaman çıktığının öğrenilmesi için de uluslararası soruşturmalarla işbirliği yapmalı. Kaliforniya eyaleti Santa Clara ilçesi tarafından yayımlanan raporda, 6 Şubat’ta ilçede COVID-19 nedeniyle vefat yaşandığı açıklandı. Bu, ABD yönetimi tarafından açıklanan ilk vefattan üç hafta önce. Ayrıca, söz konusu hastanın seyahat geçmişi olmadığı ve yaşadığı mahallede virüs kaptığı da bildirildi. Santa Clara ilçesi hastalık önleme kuruluşları, COVID-19’un Aralık 2019’da mahallelerde yayılmaya başladığına dikkat çekti. Dolayısıyla ABD’de virüsün ne zaman ortaya çıktığının öğrenilmesi salgının küresel çapta önlenmesi çalışmaları için büyük önem taşıyor.

Kendi hatalarını düzeltmeyenlerin başkalarını suçlama hakkı yok. ABD’deki bazı politikacılar, hiçbir dayanakları olmadığı halde ve damgalama yöntemiyle Çin’e saldırırken, uluslararası toplum tarafından ileri sürülen mantıklı sorguları ise duymazdan geliyor. Virüsün kaynağını bulmak için gösterilmesi gereken tavır kesinlikle bu değil.

Uluslararası soruşturmalar karşısında Çin her zaman dürüst ve açık bir tavır sergiliyor. Ancak, Çin uluslararası soruşturmanın siyasileştirilmesine ve Çin’e karşı gerçekleştirilen damgalama girişimlerine karşı çıkıyor. Uluslararası kurallar bakımından, uluslararası soruşturmaya önderlik edecek tarafın ABD değil, BM olması gerekir.

COVID-19 salgını dünyanın birçok noktasında patlak verdi ve nereden kaynaklandığı da belli değil. Dolayısıyla soruşturma sürecinde, bütün ülkelere eşit ve adil davranılması gerekiyor. Ancak bu yolla salgının kaynağı hakkında sorumlu bir cevap bulunabilir.

Öte yandan insanların dikkatlerini çeken bazı haberler de var. Mesela, Pasteur Enstitüsü tarafından kısa süre önce açıklanan bir araştırma sonucuna göre, Fransa’da COVID-19 salgını Ocak ayında yurt dışından gelen vakalardan değil, yurt içinde yayılan ancak kaynağı belli olmayan bir çeşit virüs ailesinden başladı.

Gel gelelim, Wuhan Viroloji Enstitüsü kurulduğundan bu yana ABD de dahil çeşitli ülkelerden bilim insanlarını ağırladı. Enstitüdeki P4 Laboratuvarı da Çin ve Fransa hükümetleri arasındaki önemli bilimsel ve teknolojik işbirliği projesi olarak, yönetim sistemi ve bilimsel araştırmalar konusunda hep uluslararası standartları uyguluyor.

Dünya Sağlık Örgütü Acil Durumlar Programı Direktörü Michael Ryan ise, DSÖ’nün ABD’nin COVID-19’un Wuhan Viroloji Enstitüsü’nden kaynaklandığı iddiasına dair hiçbir kanıt bulmadığını kaydetti.

Belli ki, ABD ne kadar Çin’i karalamaya çalışırsa çalışsın, yalanları asla gerçeğe dönüştüremeyecek.

Hatta, ABD’nin kendi problemleri soruşturulmalı. Bazı basın kuruluşları tarafından yapılan haberlere göre, ABD’nin yurt içinde ve dışındaki bazı biyoloji laboratuvarlarının tehlike derecesi korkunç seviyelerde. Bu laboratuvarlar da uluslararası toplumun soruşturmalarını kabul etmeli ve ABD ile dünya halkına bir cevap verilmelidir.

Xu Yanqing, Sheng Yuhong – China Radio International