“Onlarda insanlık nadir bulunur, onlardan ahlak beklemek ise lükstür.” Bu sözler, son günlerde Amerikan internet kullanıcılarının siyasetçilerin yaptıkları histerik gösterilere yönelik değerlendirmeler. Dünyanın birçok ülkesinde salgının hafiflediği ve insanların yaşamlarının da adım adım normale dönmeye başladığı bugünlerde, dünyanın tek süper gücü olan ABD’de hâlâ günde 20 bini aşkın yeni COVID-19 vakası tespit edilmesi şaşırtıcı.

Amerikan internet kullanıcılarının yaptıkları değerlendirmelerde de ifade edildiği gibi, Washington’daki siyasetçiler salgınla mücadelede bu kadar kötü bir karnenin sorumluluğundan kaçamaz. Washington’daki siyasetçiler, ülkede virüsün pençesinde kıvranan hayatları görmezden gelerek, ellerine geçen her fırsatı siyasi çıkar elde etmek için gösteri sahnesi olarak kullanıp, dünyaya yalanlarla dolu kaba talk şovlar sunuyorlar.

Bu yalanlardan en akıl almaz olanlar da “virüsün Wuhan Viroloji Laboratuvarı’ndan sızdığı” ve “Çin’le bağlantıları koparma” yönündeki iki iddia. Bilimsel ve ekonomik hukuka aykırı bu iki yalan da en sonunda hem Amerikan vatandaşlarının hayatlarına, hem de ABD’nin ekonomisine zarar verecek.

Önce virüsün kaynağı sorununa bakalım. Günümüzde birçok ülkeden bilim insanlarının araştırmaları, yeni korona virüsünün laboratuvarda üretilmediğini kanıtladı. Beyaz Saray Koronavirüs Görev Gücü’nden Anthony Fauci’nin 4 Mayıs’ta National Geographic dergisinde yayımlanan demecinde, mevcut bilimsel kanıtlara göre, yeni korona virüsünün yapay yoldan üretildiği veya kasıtlı olarak manipüle edildiği konularının dışlandığını kaydedildi. DSÖ Acil Durum Programı’nın teknik direktörü Maria Van Kerkhove aynı gün düzenlenen basın toplantısında, 15 bin hastadan edinilen virüslerin genom diziliminin yeni korona virüsünün yapay yoldan üretilmediğini gösterdiğini kaydetti.

Ne var ki, ABD’deki bazı politikacılar bilim çevrelerinde varılan fikir birliğini duymazdan gelerek, sürekli “kanıtların virüsün Wuhan’daki laboratuvardan geldiği” iddiasını ileri sürdü.

Tam da bu zamanda enteresan bir olay yaşandı. Dün, bir Amerikan yetkili gazetecilerin sorularına verdiği bir cevabında, ABD’nin COVID-19’un Wuhan’daki laboratuvardan sızdığından emin olmadığını söyledi. Ancak bu yetkili, söz konusu ifadenin daha önce iddia ettiği “çok fazla kanıtın virüsün Wuhan’daki laboratuvardan geldiğini gösterdiği” şeklindeki ifadesiyle çelişkili olmadığını belirtti.

Öte yandan daha fazla kanıt, ABD’de COVID-19 vakasının ortaya çıktığı tarihin hükümet tarafından açıklanan tarihten daha önce olduğunu ortaya koyuyor. Belki, ABD’de geçen Eylül ayında grip salgını yaşandığı sırada COVID-19 da yayılmıştı.

Ayrıca, “Çin’le bağlantıları koparma” şeklindeki iddia ise bazı Amerikan politikacıların kabalık ve cahilliklerini bütün dünyaya gösterdi.

Salgının başlangıcında, bazı Amerikan yetkililer salgının imalat sektörünün ABD’ye geri dönmesini hızlandıracağını düşünmüştü. Ancak şu an ABD dünyada en fazla vakanın tespit edildiği ve en çok ölümün yaşandığı ülke haline geldi. ABD ekonomisinde yılın ilk çeyreğinde, 2008 finans krizinden bu yana en büyük düşüş kaydedildi. Buna rağmen bazı Amerikan politikacılar yine ABD sermayesinin Çin’den çekilmesi ve “Çin-ABD ekonomik bağlarının kesilmesi” gerektiğini söylüyorlar.

Reuters’in kısa süre önce birçok kaynaktan edinilen bilgilere dayanarak verdiği habere göre, ABD hükümeti Çin’i küresel endüstriyel tedarik zincirinden çıkartmayı hedefleyen planı hızlandırıyor. ABD’nin bu çılgın girişimi intihardan başka bir şey değil.

Ama gerçekte durum ne? Birçok ABD’li işletme son zamanlarda Çin’deki yatırımlarını genişletiyor. Örneğin Starbucks’ın Çin’deki “Kahve İnovasyon Parkı” projesi için sözleşme imzalandı. Tesla, Shanghai fabrikasındaki üretim kapasitesini daha da genişleteceğini ilan etti. Wal-Mart ise Wuhan’daki yatırımları genişleteceğini açıkladı. ABD’li işletmeler, Çin piyasası ve Çin ekonomisine yönelik güvenlerini somut eylemlerle gösteriyor.

Amerikan siyasetçiler ne kadar talk şov yaparsa, iktidar yetersizliklerini o kadar ortaya koymuş olacak. ABD sadece ülkedeki binlerce değerli canı değil, devlet prestijini de kaybediyor.

Liang Xinwen, Xu Yanqing, Liu Dong – China Radio International