Kim Jong Un raporunun üçüncü sisteminde ülkenin bağımsız bir şekilde yeniden birleşmesi ve dış ilişkilerin gelişmesi için önemli konulardan bahsetti.

Rapor, hakim durum ve değişen zamanlar ışığında güney ile ilgili konuları inceledi ve Partimizin kuzey-güney ilişkileri konusundaki ilkeli duruşunu netleştirdi.

Raporda da belirtildiği gibi, milletimiz artık çok önemli bir yol ayrımına geldi; kuzey-güney ilişkilerindeki ciddi çıkmazdan sonra barış ve yeniden birleşme yolunda ilerlemek mi yoksa çatışma kısır döngüsündeki bölünmeden kaynaklanan acıyı ve savaş tehlikesini sürekli olarak yaşamak mı…

Mevcut Koreler arası ilişkilerin, Panmunjom Deklarasyonu’nun yayınlanmasından önceki zamana geri döndüğünü ve ulusal yeniden birleşme hayalinin daha da uzaklaştığını söylemek abartı olmaz.

Kore yarımadasının durumunu ağırlaştıran düşmanca askeri eylemler ve KDHC karşıtı karalama kampanyası Güney Kore’de hala Kore arası ilişkilerin geleceğini karartıyor.

Mevcut durumda donmuş bulunan kuzey-güney ilişkilerinin sadece bir tarafın çabalarıyla çözülemeyeceği ve kendiliğinden zamanla çözülemeyeceğini belirten raporda; ülke barışına ve yeniden birleşmesine içtenlikle özlem duyulursa, ülkenin kaderi ve genç nesillerin geleceği önemseniyorsa, bu vahim duruma kolları kavuşturarak bakılmamalı, felaket halindeki mevcut kuzey-güney ilişkilerini onarmak ve iyileştirmek için proaktif önlemler alınmalıdır.

Rapor, Koreler arası ilişkiye dair ilkeli tavrı şu şekilde açıkladı:

Kuzey-güney ilişkilerindeki temel sorunların çözülmesi, karşısındakine yönelik düşmanca tüm hareketlerin durdurulması ve kuzey-güney deklarasyonlarının ihtiyatlı bir şekilde ele alınması ve dürüstçe uygulanması için duruş sergilenmeli ve tavır alınmalıdır.

Rapor, geçmişte iyi şartlarda gelişen kuzey-güney ilişkilerinin aniden donup tekrar çatışmaya dönmesinin ana nedenine değindi.

Şu anda Güney Koreli yetkililer, salgınla mücadele ve insani yardım işbirliği ve bireysel turizm gibi esas olmayan konuları gündeme getirerek kuzey-güney ilişkilerinin iyileştirilmesi konusuna önem verdikleri izlenimini yaratıyorlar.

ABD ile en son askeri teçhizatın ithalatını ve ortak askeri tatbikatları durdurmaları gerektiğine dair tekrarlanan uyarılarımızı göz ardı ederek, Kore yarımadasında barış ve askeri istikrar garantisine ilişkin kuzey-güney anlaşmasına aykırı hareket ediyorlar.

Daha da kötüsü, silahlı kuvvetlerin modernizasyonu konusunda çılgına dönüyorlar ve bizim tamamen egemenlik hakkımızın kullanımına ilişkin olarak çeşitli konvansiyonel silahlar geliştirmemizi bir “provokasyon” olarak etiketliyorlar.

Eğer bunda bir hata bulmak istiyorlarsa, ilk olarak genel müdürün, son askeri varlıkların güvence altına alınması için çabaların ilerletilmesine yönelik çağrıda bulunan; daha doğru bir şekilde rota izleyen ve daha güçlü, mevcut olanlardan daha uzun menzile sahip balistik ve seyir füzelerinin geliştirileceğini, dünyanın en ağır savaş başlığına sahip balistik bir füze geliştirildiğini söyleyen kişisel açıklamaları hakkında bir açıklama yapmalılar. Ayrıca, son teknoloji saldırı ekipmanları üretmeye devam etmelerindeki amaç ve niyet için ikna edici bir açıklama yapmalıdırlar.

Rapor, Güney Koreli yetkilileri; eğer eylemimizi “provokasyon” olarak çifte standartçı ve taraflı bir zihniyetle etiketlemeye devam ederlerse, onlara farklı bir şekilde yaklaşmaktan başka çaremiz olmadığı konusunda ciddi bir şekilde uyardı.

Kuzey-güney ilişkilerinin sağlam bir güvene ve uzlaşmaya dayalı olarak iyileştirilmesine giden yeni bir yol, ancak Güney Koreli yetkililer tüm anormal, yeniden birleşme karşıtı tutumları sıkı bir şekilde kontrol edip kökünü kazıdığında açılabilir.

Kuzey-güney ilişkilerinin yeniden tesis edilip canlandırılamayacağı, tamamen Güney Koreli yetkililerin tutumuna bağlıdır ve onlar ödedikleri ve denediklerinin karşılığı neyse onu alacaklardır.

Rapor, şu anda Güney Koreli yetkililere, geçmişte olduğu gibi tek taraflı olarak iyi niyet göstermeye gerek olmadığını ve onlara adil talebimize nasıl cevap verdiklerine ve kuzey-güney anlaşmalarını yerine getirmek için ne kadar çaba gösterdiklerine göre yaklaşmamız gerektiğini vurguladı.

Rapor, kuzey-güney ilişkilerinin tüm yurttaşların istediği şekilde, 3 yıl önce baharda olduğu gibi yakın gelecekte de yeni bir barış ve refah için başlangıç noktasına dönüp dönemeyeceğinin, Güney Koreli yetkililerin davranışlarına bağlı olduğu analizini yaptı.

Rapordaki Başkan, KİP’in dış ilişkilerin genel gelişimi konusundaki genel yönünü ve politika duruşunu netleştirdi.

Rapor, Cumhuriyetimizin mevcut uluslararası durumunu ve dış ortamını derinlemesine analiz etti.

İncelenen dönemde Partimizin dış faaliyetlerinin etraflıca incelemesi ve sonucu, haksız yere çılgına dönen düşman güçlere ve zorba uygulamalarda bulunan büyük güçlere karşı, sertliğe aynı şekilde karşı koyma stratejisine tutarlı bir şekilde uyulması gerektiğidir.

Rapor, bu duruşu teyit ettikten sonra, dış ilişkilerin devletimizin stratejik konumu ile aynı düzeyde kapsamlı bir şekilde geliştirilmesi ve böylelikle siyasi ve diplomatik açılardan sosyalist kuruluşu güvenilir bir şekilde güvencelemeyi, dış ilişkilerin mevcut genel yönü olarak belirledi.

Böylelikle dış ilişkiler alanında sürdürülmesi gereken ilkeli konulara açıklık getirilmiştir.

Partimizin ihtişamını savunmak, ulusal saygınlığı artırmak ve devletin çıkarlarını savunmak için, dış faaliyetlerde bağımsızlık ilkesini Cumhuriyet diplomasisinin ilk misyonu olarak görüp bu ilkeye sımsıkı tutunmak gerekiyor.

Egemenliğimizi ihlal etmeye çalışan düşman güçlerin manevralarını kırmak ve devletimizin normal bir şekilde kalkınma hakkını savunmak için saldırgan bir diplomasi uygulamalıyız.

Dış politik faaliyetlerin odağını, devrimimizin gelişmesinin önündeki temel engel ve en önemli düşmanımız olan ABD’yi kontrol altına almak ve bastırmak olarak belirlemeliyiz.

Rapor, dış ilişkiler alanının ABD’ye yönelik stratejiyi taktik bir şekilde benimsemesi ve anti-emperyalist bağımsızlık güçleriyle dayanışmayı istikrarlı bir şekilde genişletmesi gereğini vurguladı ve ABD’de iktidara kim gelirse gelsin ABD’nin varlığının ve KDHC’ye yönelik politikasının gerçek amacının asla değişmeyeceğine dikkat çekti.

Ayrıca, düşmanların gerici saldırısını engelleme ve yabancı propaganda sektörünün rolünü artırarak devletimizin konumunu yüceltme konusuna da değindi.

Devletin dış çevresinin daha elverişli olması için dışişleri alanının; sosyalist ülkelerle ilişkileri daha da geliştirmesi, bağımsızlık isteyen devrimci ve ilerici partilerle birlik ve işbirliğini pekiştirmesi ve dünya çapında emperyalizme karşı kararlılıkla sürdürmesi gerektiğini vurguladı.

Rapor, Partimizin Kore yarımadasının ve dünyanın diğer bölgelerinin barış ve istikrarını güvenilir bir şekilde savunma konusundaki kararlı iradesini vurguladı.

Bu gezegende, KDHC’nin her zaman savaş tehdidine maruz bıraktığı bir ülke yok, bu yüzden halkının barış arzusu çok güçlü.

Kendimizi savunmak ve sonsuza kadar savaş olmayan gerçek bir barış çağı açmak için en güçlü savaş caydırıcılığını oluşturduk ve istikrarlı bir şekilde güçlendirdik.

Artık ulusal savunma yeteneklerimiz, bölgemiz dışındaki düşman güçlerin tehdidini önleyici düzeyde kontrol altına aldığına göre; gelecekte Kore yarımadasındaki gerilimlerin tırmanması, bize tehdit oluşturan güçler açısından güvenliklerinin istikrarının bozulmasına yol açacaktır.

Rapor, KİP’in ABD’ye yönelik gelecekte sertliğe sertlikle, iyi niyete iyi niyetle karşılık verme ilkesine uygun şekilde yaklaşacağı yönündeki tutumunu ciddiyetle açıkladı ve KDHC ile ABD arasında yeni bir ilişki kurmanın anahtarının, ABD’nin, KDHC’ye yönelik düşmanca politikasının geri çekmesinde yattığını belirtti.

Sorumlu bir nükleer silah devleti olarak KDHC’nin, saldırgan düşman güçler nükleer silahlarını KDHC’ye karşı kullanmaya çalışmadıkça, nükleer silahı yanlış bir şekilde kullanmayacağını tekrar teyit etti.

KİP 7. Merkez Komitesi’nin çalışmalarına ilişkin rapor, KDHC’nin egemenliğine saygı duyan ve gerçek bir uluslararası adaleti gerçekleştiren dünyadaki tüm ülkelerle dostluğu ve dayanışmayı güçlendirmek için KİP’in dış politika duruşunu netleştirdi. Bu, dolayısıyla, önümüzdeki dönemde KDHC’nin uluslararası otoritesini ve etkisini daha da artırmak için stratejik ve taktiksel yönergeler sağladı.

Çeviri: Duygu Becerik – Öznur Çetin – Reşat Onur Kurt