Eğer insanlık tarihinin sayfalarında yolculuğa çıkarsak görürüz ki, başka bir ülkenin kutsal toprakları ile ulusun prestiji ve egemenliği üzerinde pervasızca pazarlık yapan ve bunları ezip geçen saldırganın işlediği korkunç suçların kaydı bulunmaktadır. Bu, saldırgan, iğrenç “Katsura-Taft Anlaşması”dır.

Üzerinden 115 yıl gibi bir süre geçmiş olmasına rağmen bu yasa dışı doküman, hala insanların hatıralarında tarihin acılı ve kanlı bir yarası ve acı bir kin olarak yer alıyor; üzerinden ne kadar zaman ve kaç kuşak geçerse geçsin o günü asla unutamayız.

29 Ocak 1905’te dönemin Japonya Başbakanı Katsura ile ABD Savaş Bakanı Taft’ın Tokyo’da gerçekleştirdiği gizli görüşmede “Katsura-Taft Anlaşması”, sözlü nota takası şeklinde yapılmıştı; Japonya’ya, ABD’nin Filipinler’i işgalini desteklemesi karşılığında Kore üzerinde hükümdarlık teminatı verilmişti.

Japon emperyalistler, bu uydurma “Anlaşma” sayesinde Avrupalı ve Amerikalı güçlerden Kore’yi işgal etme ve yönetme hakkını elde etmişlerdi; yasadışı saldırganlık ve işgal hamlelerini hızlandırarak nihayetinde Kore’yi işgal ettiler. Bu, Kore’yi hücum için görevlendirme yapılan bir garnizon olarak kullanan Japonya’nın, Asya ülkelerine karşı saldırı savaşını genişletmesinin yolunu açtı.

Emperyalistlerin başka bir ülkenin toprakları ve -devlet egemenliğinin açıkça kullanıldığı- başka bir ulusun kaderi üzerinden pazarlık yapması, hatta bunun için yasadışı ve haksız bir belge üretmeleri; devlet egemenliğinin ihlalidir ve kuşaklar boyunca etraflıca ele alınıp çözülmesi gereken en kötü suçtur.

Son derece sıkı bir şekilde saklanan bu gizli “Anlaşmanın” içeriği, 20 yıl sonra ABD Devlet Bakanlığı arşivleri üzerinden ortaya çıkarıldı; fakat Japon emperyalistler dokümana ait tüm izleri imha etti. Bu olgu bile, dokümanın tamamen kanunlara aykırı ve yasadışı olduğunu, dokümana nüfuz etmiş çete mantığınının ne kadar derin olduğunu göstermektedir.

Japon Emperyalistler, bu çete dokümanına dayanarak, Kore feodal hükümetine karşı tehdit ve şantaj yoluyla türlü türlü eşitsiz anlaşmalar türetti ve ülkemizi derhal işgal etti; böylece 40 yılı aşkın bir süre boyunca halkımızı kolonyal kölelik ve her tür sefalet ve zorlukla karşı karşıya bıraktı.

Japon emperyalistlerin faşist kolonyal hükmü boyunca vahşice katledilen Korelilerin sayısı 1 milyonu geçti, çalışma kampına ve askerliğe zorla gönderilen genç ve orta yaşlı Korelilerin sayısı 8,4 milyonu aştı, 200.000’den fazla Koreli kadın Japon Ordusunda seks köleliğine zorlandı ve ölçülemeyecek miktarda doğal kaynak ve hazine tamamen yağmalandı ve yok edildi.

Japon emperyalistler, Kore’yi işgal ettikten sonra “Kore ve Japonya birdir.” ve “Korelilerle Japonlar aynı ataların soyundan geliyor.” gibi saçmalıklar yayarken Kore isimlerinin Japon isimlere dönüştürülmesini yasallaştırarak ve Japonca eğitimi yaygınlaştırma teşebbüslerinde bulunarak Kore ulusunu asimile etmeye çalıştılar. Onlar aynı zamanda ülkemizi dünya haritasında Japonya toprağı olarak gösterdiler ve Kore’nin tüm tarihi kayıtlarıyla tarihi eserlerini yok etmeye yöneldiler. Tüm bunlar Kore’nin Japonya tarafından işgalinin sadece basit bir toprak işgali değil; ulusu, tarihi, kültürü ile topraklarındaki diğer her şeyi yok etmeye ve Kore’yi kendi daimi toprağına dönüştürmeye yönelik, insanlığa karşı eşi benzeri görülmemiş en ağır suçlardan olduğunu net bir şekilde göstermektedir.

İnsanlık tarihinde kayda geçen tüm geçmiş saldırgan devletlerin kolonyal hükümranlıklarını incelediğimizde ve saldırganlık yöntemlerinin ustalığıyla vahşetini değerlendirdiğimizde Japon emperyalistlerinki kadar gaddar, acımasız ve utanmaz bir saldırgana rastlamakta gerçekten zorlanırız. Japon emperyalistlerin halkımıza karşı işlediği benzeri görülmez suçlar, asla tarihin tozlu sayfalarında unutulamaz, bunlarla muhakkak hesaplaşılmalıdır.

Her halükarda Japonya, tarihten ders çıkarmıyor; onun yerine “Büyük Doğu Asya Ortak Refahı Alanı” hayaletini tekrar hortlatma planıyla “Güvenlik Kanunu” gibi yeniden işgal için tasarlanan yasalar üzerinde çalışıyor. Japonya aynı zamanda kutsal topraklarımızın bir parçası olan Tok Adaları üzerinde hakimiyet iddia ederek utanmaz bir tutum sergiliyor.

Japon emperyalistleri tarafından halkımıza karşı işlenen en ağır suçlar için kapsamlı bir özür ve telafi, yaşananların üzerinden geçen zamandan bağımsız bir şekilde zorunluluk olarak görülmelidir. Bu, Japonya’nın suçları hakkında gündem oluşturulmasına ilişkin halkımızın sıkı tutumu ve iradesidir.

Japonya, geçmişinde kendini saldırganlıkta kaybetme şeklindeki kötü uygulamalarına tamamen son vermekten kaçınıp geçmişini düzeltmekten uzaklaşarak tarihi çarpıtmaya çalıştığı müddetçe -ki bunların hepsi sadece geçmişte işlediği suçlara yenilerini eklemektedir- asla tarihte bıraktığı yüz karası izden ve felaketle sonuçlanacak kaderinden kurtulamayacaktır. Japonya bunu her daim aklında tutmalıdır ve geleceği için dikkatle hareket etmelidir.

Geçmişe yönelik içten bir özrün ve özdeğerlendirmenin yokluğunda, Japonya’nın onuru ve erdemi zedelenmeye devam edecektir ve onarılamayacaktır.

Kim Jong Hyok

Araştırmacı, Japonya Araştırma Enstitüsü

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı

Çeviri: Duygu Becerik