CHP, sürekli vurguladığı demokrasi, özgürlük ve barış gibi kavramların hayata geçmesini istiyorsa, öncelikle NATO’nun siyasi çizgisinden çıkmalı, Komünizmle Mücadele Derneği gibi hareket etmeyi bırakmalı ve soğuk savaş dilinden vazgeçmelidir.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sosyal medya araçlarına ilişkin yeni düzenlemelere gidileceğini açıklaması, son günlerin en öne çıkan tartışma konularından biri.

Ancak, söz konusu tartışmada muhalefet partilerinin tavrı da bir o kadar şaşırtıcı. Zira, başta CHP’li vekiller, AKP hükümetinin attığı adımları “Türkiye Çin/Kuzey Kore olacak” ifadeleriyle yorumluyorlar. Ne yazık ki bu açıklamalar, ‘Soğuk Savaş’ dönemi NATO zihniyetinin bir yansıması.

Son olarak, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de, söz konusu düzenlemelere ilişkin yaptığı açıklamada “Ancak öfkeyle kalkıp ülkeyi Çin’e, Kuzey Kore’ye, Rusya’ya dönüştürecek düzenlemeler yerine bütün tarafların görüşlerinin alındığı etik düzenlemeler yapılabilir” ifadelerini kullandı.

Özel’in yaptığı bu benzetme, Türkiye’deki durumu açıklamaya yetmemekle birlikte, söz konusu ülkelerin sosyal medya politikaları da, Türkiye’de son dönemde tartışılan konuyla benzerlilk taşımıyor. Dolayısıyla, Özel’in NATO diliyle Çin, Rusya ve KDHC’den bahsederek yaptığı bu ‘muhalif’ çıkış, içerisinde birden fazla çelişkiyi barındırıyor.

Kısaca bahsedecek olursak;

Çin’de Google hizmetleri, Çin yönetimi ile Google arasında yaşanan anlaşmazlık nedeniyle askıda. Öte yandan, Çin’de Twitter, Google arama motoru, Facebook ve Instagram yerine kullanılabilecek -ve Çin halkının aktif olarak kullandığı- sosyal medya uygulamaları var.

Chinese Social Media & You - Camp Pacific - Medium
Google’a ait uygulamaların Çin’de kullanılan karşılıkları.

KDHC’ye ise her alanda yıllardır uygulanan ambargo, internet alanında da kendisini gösteriyor. Henüz geçtiğimiz günlerde, YouTube KDHC’li birkaç hesap hakkında daha kapatma kararı verdi.

Bunun yanında, Türkiye’deki sosyal medya tartışması doğrudan iç siyaseti ilgilendiren bir konu ve çıkış noktası itibariyle -henüz-uluslararası bir boyutu bulunmuyor. Türkiye’nin bu adımı, iç siyasi dizaynla alakalı, Çin veya KDHC’nin yüzleştiği ambargolarla veya Rusya’ya sosyal medya alanında yöneltilen uluslararası suçlamalarla bir benzerliği yok.

Yani kısacası, Türkiye’nin böyle bir adımı atması, Türkiye’nin Çin, Rusya veya ‘Kuzey Kore’ olacağı anlamına gelmiyor. Demokratik haklar, eğitim, sağlık, barınma gibi temel gereksinimlere ulaşmadaki kolaylık ve siyasi iktidar düşünüldüğünde, Türkiye’nin Çin, Rusya veya KDHC gibi olmaya çok ihtiyacı olduğu bir gerçek olsa da, CHP’li Avrupa yanlısı muhalif isimlerin bu çıkışları gerçeği yansıtmıyor ve açık söylemek gerekirse de komik. Bu komedinin yanında, meselenin trajik yönü ise, bu yorumların cahillikten değil, açık ideolojik tutumlardan kaynaklı olarak yapılıyor oluşu.

CHP, sürekli vurguladığı demokrasi, özgürlük ve barış gibi kavramların hayata geçmesini istiyorsa, öncelikle NATO’nun siyasi çizgisinden çıkmalı, Komünizmle Mücadele Derneği gibi hareket etmeyi bırakmalı ve soğuk savaş dilinden vazgeçmelidir.

Hayal Ünalp, Asia News TR