TBMM Dışişleri Komisyonu’nun CHP’li üyesi Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, BM’de ‘Uygur Türklerine zulüm yapıldığı’ iddiasıyla hazırlanan ve 39 ülkenin imzası bulunan mektupta Türkiye’nin imzasının bulunmamasını eleştirdi. Konuya ilişkin hiçbir kanıt bulunmayan söz konusu ideolojik metne imza istemesinin ‘insan hakları’ başlığından çok Amerikancılıkla ilgili olduğu ise sır değil.

Son dönemde, Türkiye’nin muhalefet partileri, CHP başta olmak üzere Uygurlar konusunda açık bir şekilde ABD tezlerine sarılmış durumdalar. CHP, HDP ve İYİ Parti gibi siyasi partiler, Uygurlar gibi son dönemin en önemli uluslararası konu başlıklarından birini AKP’ye yönelik tehlikeli muhalefetlerine alet etmeye çalışıyorlar. ‘Tehlikeli’ diyoruz çünkü bu tezlerin altında ABD’ye verilen “Ben emperyalizmin bölgedeki planlarını AKP’den daha iyi uygularım” mesajını açık bir şekilde görüyoruz.

Son derece ideolojik temelleri olan Türkiye’nin yeni sorunlu muhalefeti konusu bu yazıya sığmaz. Ancak, yeni dönemin Amerikancı muhalefetinin Uygurlar konusunda attığı son acıklı adımdan bahsetmeden geçmeyeceğiz.

TBMM Dışişleri Komisyonu’nun CHP’li üyesi Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Türkiye’nin Çin’deki yeniden eğitim merkezlerine ‘toplama kampı’ adı altında karşı çıkan ve 39 ülkenin imzaladığı mektuba Türkiye’nin neden imza atmadığı sorusunu TBMM gündemine taşıdı. Cihatçılıkla gerici milliyetçiliği aynı cephede birleştiren bu ittifakta yer alabilmek için kusursuz bir Amerikancı ve liberal olmak gerekiyor, bu cepheyi taşıyabilecek ideolojik tutum ancak buydu ve Çakırözer nezdinde CHP’nin ideolojik konumu ise bu ittifaka -ne yazık ki- çok uygun bir vaziyette.

Uygurlarla ilgili öne sürülen ABD yapımı yalanları tekrar etmeyeceğiz, ancak gelin Çakırözer tarafından TBMM’ye sunulan metnin bazı kısımlarını inceleyelim ve metnin öne çıkan iki cümlesinin ‘ideolojik tercümesini’ yapalım:

“Çin hükümetinin Uygur Türklerine yönelik yaygın insan hakları ihlalleri bir süredir dünyadan tepki almakta.”

Hangi ülkeler? Biz söyleyelim. Çıkarları Çin ile çatışan, Çin’in ekonomik ve siyasi büyümesinden rahatsızlık duyan ve her fırsatta çeşitli alanlarda Çin’e yaptırım uygulamaya çalışan, başta ABD, Almanya ve ABD’nin etki alanındaki ülkeler.

“Bir milyona yakın Uygur Türkünün ‘beyin yıkama amaçlı kamplarda tutulduğu’, ‘Nüfuslarının artmaması için zorunlu doğum kontrol ve kısırlaştırma politikalarına tabi tutuldukları’ belgelenmişti.”

CHP’li Çakırözer, veya Çakırözer için bu metni hazırlayan kişiler, dünya siyasetini takip etmiyor olamazlar. Söz konusu iddiaları doğrulayacak seviyede İngilizce bilmiyor da olamazlar. Peki neden bu yalanı da doğru gibi yansıtıyorlar? Çünkü ideolojik bir tavır alıyorlar. Zira, Çin’in ‘Bir milyona yakın Uygur Türkünü kamplarda tuttuğu, doğum kontrol ve kısırlaştırma politikaları uyguladığı’ gibi iddialar hiçbir zaman belgelenmedi. Daha da önemlisi, söz konusu iddiaların yalan oldukları -kaynaklarıyla birlikte- defalarca kanıtlandı! Belgelenen tek şey, iddiaların yalan olduğuydu. Bu arada, kısırlaştırma iddiasının aksine, Çin’deki tek çocuk politikası Uygurlar için hiç geçerli tutulmadı.

Metinde de çeşitli ifadelerle yer alan, “AKP Uygurlar konusunda Çin’e karşı neden ses çıkarmıyor?” sorusuna gelirsek… İddia edildiği gibi AKP hükümeti, ‘Çin’i kızdırmamak’ veya ‘ekonomik yardım beklentisi’ gibi motivasyonlarla mı sessiz kalıyor?

Öyle olsaydı, Türkiye, ticari ve siyasi ilişkilerinin çok daha fazla yoğun ve tarihsel olduğu AB ve ABD ile ilişkiler konusunda da aynı doğrultuda hareket etmeliydi. Henüz gelişme evresinde olan Çin – Türkiye ilişkilerinde Türkiye bu tavrı alıyorsa, bu mantığa göre AB ülkelerine ve ABD’ye karşı tabir-i caizse ‘gıkını çıkaramaması’ gerekirdi.

AKP’nin Uygurlar konusunda Amerikancıların istediği sesi çıkarmamasının birkaç sebebi var. Bunlardan birincisi, söz konusu iddiaların somut olgulara dayanmıyor oluşu. Türkiye böyle bir konuda tavır alacak diyelim, ne diyecek? Hangi kanıtları sunacak? Hangi yaptırımları nasıl uygulayacak? Her şeyden önce bu soruların yanıtlanması gerekiyor.

İkinci sebep ise, Uygurlarla ilgili meselesinin Çin açısından bir etnisite değil, güvenlik sorunu oluşu. Çin’de yaşayan Uygurlarla ilgili toplumsal bir sorun bulunmuyor. Yasaklanan şeyler arasında ise ‘birden fazla kadınla evlenmek’, ‘çocukların okul yerine kaçak Kuran kurslarında eğitilmesi’ gibi modern toplum yapısıyla çelişen çağ dışı gerilikler bulunuyor. Acaba Çakırözer, cihatçı teröristlere örgütlenme hakkı mı istiyor? Bu durumun Türkiye’yi ilgilendiren kısmı ise şu: Uygurlar arasından devşirilen cihatçı teröristler, uzun süredir bilindiği gibi Suriye’de askeri eğitim alıyor ve en büyük geçiş rotalarından biri Türkiye.

Kısacası konu, Türkiye açısından da her gün daha yakıcı bir şekilde bir güvenlik sorunu halini alıyor. Uygur cihatçılar, değil Suriye, İstanbul’un orta yerinde bile örgüt evleri kuruyor, kaçak Kuran kursları işletiyor. Bugüne kadar Uygurlar konusunda çok yanlış adımlar atmış olan AKP hükümeti dahi, meselenin ciddiyetinin farkına varıp operasyonlar için düğmeye basmışken, ‘Cumhuriyetçi’ partinin vekili, hiçbir kanıt olmadan Uygurlar konusunda ABD’nin ürettiği yalanlarla hükümetten ‘hesap sorabiliyor’.

Umuyoruz ki CHP yönetimi bu yanlış tutumunu kısa süre içerisinde sonlandırarak, uluslararası bir güvenlik meselesi halini alan bu konuda gerekli araştırmaları yapar ve tutumunu buna göre değiştirir. Çin yönetimi ise kafalardaki soru işaretlerini gidermek için oldukça istekli, yüzünüzü doğuya çevirmeniz yeter…

Hayal Ünalp – Asia News TR