Çin ile ABD arasında yaşanan koronavirüs polemiği, hem üst düzey yetkililer eliyle hem de medya alanında devam ediyor. Halkın Günlüğü tarafından yayınlanan makalede, ABD’nin Çin’e yönelik saldırganlığı bir kez daha ifşa edildi.

Çin’in en büyük medya organlarından Halkın Günlüğü, ABD’nin koronavirüs üzerinden Çin’e yönelttiği suçlamaları yanıtlayan yeni bir makale yayınladı.

Çin’e yönelik batı medyasında yer alan suçlamalar Türk basınında da kendisine sıkça yer bulabilirken, Çinli yayın organlarının verdikleri yanıtlar ne yazık ki fazla yer bulmuyor. Bu yüzden, Çin medyasında konuyla ilgili yayınlanan makalelerin kapsamlı bir analizini Türk okurların ilgisine sunuyoruz.

ABD’nin Çin’e yönelik suçlamalarının geri tepeceği vurgulanan editoryal makalede, “ABD’li politikacılar Çin’e karşı yapabilecekleri her numarayı denediler ve ABD’de COVID-19 salgını şiddetlendikçe Çin’e saldırmak için çabalarını yoğunlaştırdılar” ifadeleri kullanıldı.

ABD’nin saldırgan politikalarının eleştirildiği makalede, ABD ‘tehditle karşılaşır karşılaşmaz zehirli mürekkep yayan ahtapotlara’ benzetilerek “Temiz bir elin yıkanmaya ihtiyacı yoktur” denildi.

Çin’in koronavirüsle mücadelesinin yeniden hatırlatıldığı yazıda ayrıca, Pekin yönetiminin merkezi ve yerel hükümetleri, metropolleri ve mahalleleri de kapsayacak bir biçimde birleştirerek bir bilgi ağı oluşturulduğu vurgulandı.

Çin’in koronavirüsle mücadelesinin ‘canlı yayın’ haline getirildiği yazıda ayrıca şu ifadelere yer verildi:

“Buna ek olarak, ülke çapında pandeminin son durumunu canlı ve anlık olarak raporlamak için çeşitli düzeylerde haber konferansları, basın brifingleri, toplantılar kullanılıyor. Bu kanallar ayrıca salgını önleme ve kontrolü konusundaki bilgileri kamuoyuna en güvenilir şekilde yaymak ve en doğru bilgiyi en yüksek hızda yaymak için kullanılmaktadır.

COVID-19 ile mücadele çabalarında gösterdiği açıklık ve şeffaflığın bir sonucu olarak, 1,4 milyar kişilik Çin ile hastalık arasındaki savaş, herkesin görebileceği, duyabileceği, katılabileceği bir ‘canlı yayın’ haline geldi.”

Koronavirüsle mücadelede Çin’in ‘zaman çizelgesini’ de açıklayan makalede, ABD’nin Çin’e yönelttiği “Salgını zamanında haber vermedi” suçlamasına da şu bilgilerle yanıt veriliyor:

3 Ocak: Çin, Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) nedenleri bilinmeyen salgını bildirdi.

8 Ocak: Ulusal Sağlık Komisyonundan buzman bir ekip, salgının nedeninin yeni yip koronavirüs olduğunu belirledi ve ertesi gün DSÖ’yü bilgilendirdi.

11 Ocak: Çin Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CCDCP), internet sitesine koronavirüsün 5 tam genom dizisini yükledi.

12 Ocak: CCDCP, DSÖ’ye koronavirüsün tüm genom dizisini sundu.

Virüsle mücadelede uluslararası dayanışmaya ilişkin örneklerin de sıralandığı makalede, Çinli uzmanların ve akademisyenlerin 150’den fazla ülke ve uluslararası kuruluşlardaki meslektaşlarıyla 70’ten fazla online video konferans düzenledikleri ve ülkenin 18 nisan itibariyle 18 ülkeye tıbbi yardım ve uzmanlardan oluşan çalışma gruplarının gönderildiği belirtildi.

Açıklanan bu veriler, “Gerçekler, Çin’in COVID-19 ile mücadelesindeki açıklığın ve şeffaflığın, insanlığın bulaşıcı hastalıkların küresel pandemilerine karşı savaşları tarihinde eşi görülmemiş olduğunu göstermektedir” ifadeleriyle açıklanırken, asıl sorgulanması gerekenin ise ABD olduğu belirtiliyor:

“ABD’de koronavirüs vakalarının kısa süre içerisinde 1 milyona çıktığı 100 gün boyunca, ABD federal hükümeti ve siyasetçileri övünme, başkalarını kınama ve bilimden habersiz olmalarının yanı sıra ne yaptılar? Ocak ayında Florida’da 171 vakanın bulunduğu bilgisi neden birden kayboldu? ABD medyasının ‘ABD hükümetinin en karanlık deneylerinin merkezi’ olarak adlandırdığı Fort Detrick’teki biyolojik savaş laboratuvarı neden aniden kapatıldı? Orada ne tür gizli numaralar çevrildi?

ABD hükümeti salgının önlenmesi ve kontrolü için hiçbir zaman sistematik ve kapsamlı bir strateji ortaya koymadı. Amerikan halkına ve uluslararası topluma salgın hakkındaki gerçekleri söylemedi. Pandemi hakkındaki her basın toplantısında, ABD’li siyasetçiler önemli noktaları açıklamaktan kaçındılar. Siyasi muhaliflerine saldırdılar, uzmanları azarladılar, gazetecileri eleştirdiler ya da suçu başka yöne çekmeye çalıştılar. Her zaman talep ettikleri şeffaflık nerede? Ne saklıyorlardı?

Çin’in COVID-19’a karşı verdiği savaşta yaptığı ‘canlı yayın’, Çin’e saldırmak için kafa patlatanların ve kendi doğrularını tüm dünyaya dayatmaya çalışan kişilerin hazırladığı yalanları ve hikâyelerin foyasını meydana çıkardı. İnsanlar, Çin’in son derece şeffaf bir şekilde verdiği mücadeleyi görmezden gelmeyi seçen ABD’li politikacıların eylemlerini gördüklerinde, politikacılara ‘renkli gözlüklerini’ çıkarmalarını ya da ellerini vicdanlarına koyup orada vicdan veya ahlak olup olmadığını sormaları gerektiğini bile bilmiyorlar.”

Makalede, Çin’in koronavirüsle mücadelede bundan sonraki tavrı ise açık bir şekilde ifade ediliyor:

“Salgına karşı savaşta insan yaşamını ilk sıraya koyan, gerçekleri bilimsel verilerden arama kuralını takip eden ve virüsü insanlığın ortak düşmanı olarak gören Çin, koronavirüsle savaşındaki ‘canlı yayınını’ sonuna kadar sürdürecektir. Asıl soru bu. ABD hükümeti pandemiye karşı mücadelesini canlı olarak yayınlayabilir mi? Başlamak için çok geç değil.”

Görünen o ki, Çin ile ABD arasında yaşanan tartışmalar uzun bir süre daha devam edecek. Öte yandan, ABD’nin koronavirüs ve diğer siyasi başlıklardaki tutumu yanlış bilgiye ve içi boş siyasi suçlamalara dayanırken, Çin’in koronavirüsle mücadeledeki başarısı dünyaya örnek olmaya devam ediyor.

(Halkın Günlüğü (人民日报), Çin’deki en büyük gazetedir. Çin Komünist Partisi’nin resmi yayın organı olan gazete, dünya çapında 3 milyon tiraj ile yayınlanıyor ve Çince yanında İngilizce, Japonca, Fransızca, İspanyolca, Portekizce, Rusça, Arapça, Tibetçe, Kazakça, Uygurca, Zhuangca, Moğolca ve Çin’deki diğer azınlık dillerinde basımları bulunuyor. Gazete Çin Komünist Partisinin politikalarını ve bakış açısı hakkında doğrudan bilgi sağlamaktadı ve ayrıca Global Times yayınından da sorumludur.)

Çağlar İnan – Asia News TR