Çin ve Batı arasındaki ideolojik farklılıklar seyreltilip ortak değerleri genişletilebilir mi? Bu önemli bir soru. ABD, en ucuz yolları kullanarak Batılı ülkelerin Çin ile olan ideolojik farklılıklarının belirginleşmesi amacıyla Batı ülkelerini Çin’i baskılaması için kışkırtıyor.vABD kasıtlı olarak Çin ve Batı arasındaki görüş farklılıklarını siyasi bir araç olarak kullanıyor.

Değerler açısından işbirliği, Batı’da popüler bir kavram haline gelmiştir. Bazı kuvvetler Çin’i göz önünde bulundurarak değerlere göre sınırlarını çiziyor. Bu nedenle, Çin ve Batı değerleri arasındaki çatışmayı zayıflatmak ve ideolojik sürtünmeyi azaltmak stratejik öneme sahiptir.

Çin ve Batı arasındaki sistematik fark ne çok fazla ideolojik bir çatışmaya ne de değerler çatışması veya jeopolitik farklılıklara dönüştürülmemelidir. ABD acımasızca bir cepheleşme yaratırken, Çin başka türlü davranmalı ve farklı siyasi sistemlere sahip ülkelerin birbirlerine nasıl saygı duyduklarını ve entegre olabileceklerini araştırmalıdır. Bu zorlu bir görev, ama denemeye değer.

Çin sosyalist sistemindeki eşitlik kavramı, Batı’daki sıradan insanların peşine düştükleri eşitlik ile orantılı birçok somut başarı sağlamıştır. Pandemi, Çin’in sosyalist sisteminin avantajlarına parlak bir ışık tuttu.

Çin, yaşama ve insanların sağlık haklarına saygı duyar. Kriz zamanlarında insanların temel haklarını kararlılıkla korumaya çalışır. Aksine, ABD’de pandemi ile mücadele kendi sistemleri tarafından kısıtlandı, seçim kampanyası yapan partizanlar tarafından tehlikeye atıldı ve sermayenin ağlarına dolandı. Yoksulların acı çektiği ortaya çıkıyor. Salgınla mücadelede Çin toplumu kesinlikle Batılı insanlarla ortak bir zemin bulabilir.

Çin Komünist Partisi (ÇKP) liderliğinin temel değeri, sosyalizmin üstünlüğünün sağlamasıdır. ÇKP, seçimlere odaklanan ve yalnızca belirli grupların çıkarlarına hitap eden Batılı siyasi partiler gibi değildir. ÇKP’nin misyonu ülkeyi güçlendirmek, insanlara mutluluk aşılamak ve dünya barışını teşvik etmektir.

ÇKP, ülkenin kalkınma hedeflerine ulaşmasını sağlamıştır. Dürüst olmak gerekirse, Batı’nın Çin’in siyasi sistemini şeytanlaştırma hakkı yoktur. Sadece bir örnek verelim – Çin son 30 yılda hiçbir savaşa katılmadı. Herhangi bir Batı ülkesi aynı şeyi iddia edebilir mi? Öyleyse neden Çin’in saldırgan olduğunu iddia ediyorlar?

Çin ve Batı arasındaki ideolojik sürtüşmeler temel olarak ‘konuşma özgürlüğünün’ farklı anlayışıdır ve bu konuda Batı’nın Çin’in iç işlerine müdahalesine yansımıştır. Çin, Çin-Batı sürtüşmelerinin sayısını ve yoğunluğunu azaltacak ve bu sürtüşmelerin önemli bir çatışma noktası olmasına izin vermeyecek alana sahiptir.

Çin, Anayasasının 1. ve 35. maddelerini koordine etmeli ve azami sosyal mutabakata varmalıdır. Bir yandan, insanların görüşleri Anayasa’ya uymalı ve Çin’in temel siyasi sistemiyle çatışmama öte yandan anayasaya aykırı olmamak kaydıyla konuşmalara daha fazla alan verilmelidir. Hükümet yetkilileri veya aydınlar ne olursa olsun, bu ilkeye bağlı kalmalı ve iç çatışmaları azaltmalıdır. Bu, Çin’in meselelerine dış müdahalenin mazeretini ortadan kaldıracaktır.

Diplomasi alanında, Çin’in gücü ve güveni arttıkça, Çin karşıtı söylemlere dayanma yeteneğimizi artıracağız. Dış dünyada Çin karşıtı bir saçmalık görünse bile, bunlarla sürtüşmeyi azaltabiliriz.

Uzun vadeli bir bakış açısıyla, Çin’in yükseliş süreci, değerlerin dış dünyayla uyumluluğunu içermelidir. Bu, adil eylemlerimizin güçlü kanıtlarını gösterdiğimizde ortaya çıkacaktır. Bu aynı zamanda dış dünya ile başa çıkmak ve Çin’in dünya, özellikle de Batı ile ilişkilerini yönlendirmek için uygun girişimler yapmasından ortaya çıkacaktır. ABD devlet organları her zaman Çin’in ideolojik eksikliklerini bulacak, ancak Batı ile yaşanan değer çatışması stratejik olarak aşılamaz değildir.

Belki de Batılı değerlerle çatışmayı hafifletme konusunda güven duymanın yanı sıra biraz daha stratejik bir önem vermemiz gerekiyor. Düzenleme iç istikrarımıza fayda sağlıyor ve diplomatik ilişkileri geliştiriyor. ABD’ye Çin’i ideolojik araçlarla baskılamanın pahalıya mal olduğunu ve ABD’nin yorucu Çin politikasının yalıtılmış bir politika haline geleceğini fark ettirmek gerekiyor.

Bu zor değil. Ancak, işler başarılması zor olduğunda, önemli hale gelirler. Bu, Çin halkının bilgeliği ve stratejik ilerlemesidir.

Hu Xijin – Global Times Genel Yayın Yönetmeni

Çeviri: Çağlar İnan