Çin ile ABD arasında Kovid-19 salgını şiddetlenen gerilim, iki ülke arasında yükselen ‘medya savaşıyla’ birlikte yeni bir evreye ulaştı. Son olarak, ÇKP’ye yakınlığıyla bilinen Global Times, ‘ABD’nin Çin’e yönelik provokasyonlarına hazırlık yapma’ çağrısında bulundu ve “Çin’in uzun vadeli bir mücadeleye hazırlanması gerekiyor. İlk olarak, temel bilimsel teknolojimizi ve askeri stratejik gücümüzü güçlendirmeli ve geliştirmeliyiz” ifadelerine yer verdi.

Çin ile ABD arasında Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin ilanından bu yana artarak devam eden siyasi gerilim, medya alanında karşılıklı açıklamalarla da devam ediyor.

Kovid-19 salgını nedeniyle Çin’i suçlayan ve konuyu kendi siyasi ajandası gereği manipule etmeye çalışan ABD yönetimi, sahte olduğu kanıtlanan haberler ve teyide muhtaç iddialarla Çin yönetimini ‘virüsü yaymakla’ suçluyor.

Çin yönetimi ise, ABD’nin bu hamlelerini Çinli ve hatta ABD’li bilim insanlarının ve araştırma kuruluşlarının verileriyle yanıtlamaya çalışıyor.

Ancak, Çin de ABD de, konunun yalnızca ‘Virüs tartışması’ olmadığının farkında. Bu farkındalık ise, iki ülke arasındaki gerilimi yeni bir evreye taşıyor.

Girilen bu yeni evrenin yankıları, Çin medyasında da hissediliyor. Özellikle, Çin Komünist Partisi’ne (ÇKP) yakınlığıyla bilinen Global Times, ABD’nin Çin’e yönelik suçlamarına her zamankinden daha da fazla sert bir dille yanıt vermeye başladı.

Konuyla ilgili son olarak, Global Times tarafından yayınlanan editoryal yazıda, Çin’i suçlama stratejisinin Trump yönetiminin temel stratejisi haline geldiği vurgulandı.

‘Çin, ABD’nin devam eden provokasyonlarına hazırlanmalı’ başlığıyla yayınlanan yazıda, Trump yönetiminin Çin’i suçlama kampanyasının ikili amacına dikkat çekiliyor:

“Çin’e karşı düşmanlık son yıllarda Amerikan toplumunda yayılmakta. Hali hazırda yürütülen Çin karşıtı politika gerçekte Trump’ın yeniden başkan seçilmesini hedefliyor fakat aynı zamanda bu durum ABD ideolojisine de uygun. ABD, Çin’e karşı düşmanlığın daha da yükseltilmesine izin verecektir. ABD seçimden sonra mevcut Çin politikasına devam edecek veya bazı düzenlemeler yapacaktır, ancak tamamen değişmesi pek mümkün değil.”

Doklam stand-off: By focusing on its English media, Indian ...

ABD’de Trump’ın ya da Joe Biden’ın seçilip seçilmediğine bakılmaksızın Çin karşıtı kampanyanın devam ettirileceği belirtilen yazıda, “Kampanya ABD toplumunu, Çin ile olan rekabette harekete geçirmenin bir yolu haline geldi. Demokrat Parti iktidara gelse bile, Trump yönetiminin yaptığı gibi Çin sorumlu tutulmaya devam edilecektir” ifadelerine yer verildi.

Yazıda ayrıca, ABD siyasetinde Çin’in tuttuğu yerin ‘tarafsız bakış açısını ciddi şekilde etkilediği’ ve bunun ‘yeni politik doğruculuk haline geldiği’ tespiti yer alıyor.

ABD’nin Çin’i suçlama eğiliminin altında aynı zamanda ‘üstünlük duygusunun’ da bulunduğu belirtilen yazıda, salgının ABD sağlık sisteminin birçok eksikliğini ortaya çıkardığı ve ABD seçkinlerinin kendi başarısızlıklarını kabullenmemek için Çin’i suçlamaya devam ettikleri belirtiliyor.

How the U.S. Health Care System, Insurers Fail Very Sick Americans ...
Kovid-19, ABD sağlık sisteminin birçok eksik noktasını ortaya çıkardı.

ABD’nin dünyanın çok sayıda diğer ülkesine yönelik saldırgan politikaları sır değil. Ancak, bu yeni dönemde öne çıkan en önemli sorulardan biri ise Çin’in ne yapacağı. Bugüne kadar ‘yumuşak güç’ (soft power) ilkesiyle hareket eden Çin’in ABD’ye karşı tavrı değişecek mi? Daha da önemlisi, Çin’in ABD’ye karşı attığı bölgesel veya uluslararası adımlarda sertleşmeye mi gidilecek? Global Times, bu konulara şu şekilde cevap veriyor:

“Çin’in uzun vadeli bir mücadeleye hazırlanması gerekiyor. İlk olarak, temel bilimsel teknolojimizi ve askeri stratejik gücümüzü güçlendirmeli ve geliştirmeliyiz. Mevcut eğilim ABD’nin teknoloji ihracat kısıtlamalarıyla Çin’i boğmaya çalışacağını gösteriyor. Çin en kötü senaryoya hazırlanmalıdır. ABD’nin Çin açık deniz sularındaki geleneksel askeri gücü avantajı azalsa da, nükleer silahlardaki üstünlüğü, ABD’nin Çin’e yönelik askeri kibrini artıran en büyük dayanaktır. Bu nedenle Çin’in nükleer cephaneliğini genişletmesi ve stratejik vurucu kapasitesini güçlendirmesi acil bir görevdir.”

Çin-ABD ilişkilerinin geleceğine ilişkin öngörülerin de paylaşıldığı yazıda, Çin ile ABD’nin ‘bir daha eskisi gibi olamayacağı’ belirtilirken şu görüşlere yer veriliyor:

“Çin-ABD ilişkilerinin geçmişe dönmesi imkansız fakat Soğuk Savaş tarzı bir çatışmadan kaçınmak hala mümkün. Çin halkı ABD provokasyonları eliyle kolayca tahrik edilmekten kaçınmalı ve stratejik manevra yapma konusunda sabırlı olmalı. Sıkıntılı olan ABD. Çin, ABD’nin provokasyonlarına Çin’in kendine güvenini en iyi şekilde gösterecek akılcı, güçlü ve itidalli bir şekilde cevap vermelidir.”

China dismisses US claim it conducted low-level nuclear test ...

“Çin halkı, birçok durumda, büyük bir sakinlik göstermek zorunda kaldı” denilen yazı, Çin’in ‘dünyanın en büyük ikinci gücü’ olduğunu hatırlıyor ve bunun kolay bir şey olmadığını belirtilerek şu ifadelerle sonlanıyor:

“ABD Çin’i sık sık kışkırtırken, diğer bazı ülkeler Çin’le ilişkilerde nüfuz kazanma fırsatını yakalamaya çalışabilirler. Bu koşullar altında, Çin’in ya uygun bir tepki vermesi ya da bunları taktiksel olarak hoş görmesi gerekir. Dünyanın ikinci en büyük gücü olmak kolay değildir. Çin hiç şüphesiz birçok konuda daha fazla inisiyatif almıştır, ve ilerlememizde çeşitli zorluklarla karşılaşırken sakin kalmalıyız.”

Global Times’ta yer alan bu analiz, son dönemde yer alan ‘keskin ama itidalli’ çağrıların bir diğeri ve bu çizginin kısa vadede değişmeyeceğini söylemek hata olmaz. Kovid-19 nedeniyle insanlık, yalnızca sağlık alanında değil, siyaset alanında da yeni ve zorlu meydan okumalarla karşı karşıya. Çin ile ABD arasında yeni bir soğuk savaşın yaşanıp yaşanmayacağına ilişkin kesin bir öngörüde bulunmak için henüz erken olsa da, Çin yönetiminin Kuşak ve Yol ile başlayan, Uygurlar üzerinde planlanan etnik kışkırtmalar ve Hong Kong’da girişilen ‘renkli devrim’ provokasyonlarıyla devam eden ve Ticaret Savaşı ile üst düzeye ulaşan ABD saldırganlığına karşı artık savunma pozisyonunda kalmayacağı kesin.

Çağlar İnan – Asia news TR