Medya ombudsmanı Faruk Bildirici, Hürriyet gazetesinin dünkü üçüncü sayfasında yayınlanan Xinhua ilanının ‘Çin propagandası’ olduğunu ve ‘Okurun kandırılmaya çalışıldığını’ iddia etti. Peki, Bildirici Çin medyasına uygulanan çifte standardın farkında mı?

Bir dönem RTÜK üyeliği görevinde de bulunan medya ombudsmanı Faruk Bildirici, kişisel internet sayfasında ‘Hürriyet, parayla Çin’in propagandasını yaptı’ başlıklı bir yazı yayınladı.

Bildirici, yazısında “Başlıklar ve haberimsi metinlerden de anlaşılacağı gibi bilgi verilmiyordu aslında. Düpedüz propaganda yapılıyordu. Anlaşılan Çin Halk Cumhuriyeti, ABD’nin ülkelerine karşı giriştiği ‘Covid-19 virüsü hakkında diğer ülkeleri zamanında bilgilendirmeyerek dünyaya yayılmasına neden oldukları’ suçlamasına karşı Türkiye kamuoyuna da seslenme gereksinimi duymuştu. Fakat böyle tek yanlı haber yayımlatmak zor olduğu için de ilan verme yoluna gitmişlerdi” ifadelerini kullanıyor.

Hürriyet, parayla Çin'in propagandasını yaptı

Yine Bildirici, aynı yazıda “Bu kadar taraflı, suçlayıcı, yargılayıcı başlıklar ve haberler Hürriyet Yazı İşleri’nde yazılmış olamazdı. Dikkatli bakınca sayfanın sağ üst köşesindeki ‘Xinhua Haber Ajansı’nın ilanıdır’ ibaresini gördüm. Demek bu sayfa, Çin’in resmi haber ajansının ilanıymış. Doğrusu bir ‘Haber Ajansı’nın bir gazeteye ‘ilan’ verdiğine yeni tanık oluyorum” diyor.

Ancak Bildirici, konunun yalnızca bir boyutuna dikkat çekerek eleştirdiği tek yanlılığa kendisi de düşüyor. Anlaşılan, Xinhua’nın aberini ‘taraflı, suçlayıcı, yargılayıcı’ olarak nitelendiren Bildirici’nin kendisi de Çin medyasını takip etmiyor.

Xinhua’nın ilanında yer verilen başlıklar, koronavirüsle mücadelede ABD ile Çin arasında yaşanan polemiklerin öne çıkan başlıklarından oluşuyor ve Bildirici’nin iddialarının tam aksine, bu başlıklar Çin Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere çeşitli kurumlar tarafından belgeleriyle pek çok defa dile getirilmiş gerçeklerden oluşuyor.

Bildirici, bir gazetenin parayla ilan almasıyla birlikte, ilanda yer alan ifadeleri de eleştiriyor. Ancak, ilanda yer alan ifadelerin hangisi yalanlandı? Hangisinin gerçek dışı olduğu kanıtlandı? Sayın Bildirici bu başlıkları eleştirdiği halde, ABD’nin Çin’e konuyla ilgili yönelttiği ‘veri saklama’, ‘laboratuvar üretimi’ gibi suçlamaların hepsinin bilimsel olarak yanlışlandığından ise bahsetmiyor. Böylelikle Bildirici, eleştirdiği ‘tek yanlılığı’ kendisi de uygulamış oluyor.

Hürriyet’te yer alan başlıklara birlikte bakalım:

“Dünya Covid-19 ile ilgili sorulara Washington’un yanıtlarını bekliyor”

Washington yönetimi, salgınla ve salgınla mücadele konusunda bilgi paylaşımı açısından oldukça başarısız bir performans sergiliyor. Öyle ki, ABD Başkanı Donald Trump, kendi düzenlediği basın toplantılarında basın mensuplarından bu konularla ilgili gelen soruları agresif bir tavırla geçiştiriyor.

“ABD salgınla ilgili bilginin ne kadarını sakladı?”

Koronavirüsün dünya çapında yayılması, salgının kaynağı konusunda da ciddi tartışmaları beraberinde getirdi. Bu tartışmalardan en çok öne çıkanı ise virüsün kaynağına ilişkin iddialardı. ABD Başkanı Trump ise, başlarda virüsü ‘Çin virüsü’ olarak nitelendirdi ve pandemiyi Çin karşıtlığına bir argüman olarak kullanmaya çalıştı. Öte yandan, salgınla ilgili hiçbir zaman somut bir bilgi paylaşmayan ve bu nedenle ABD’li bilim insanlarınca dahi eleştiri oklarına hedef olan Trump, Fort Detrick Biyolojik Laboratuvarı’nın kapatılması kararına ilişkin ne geçen sene, ne de virüsün yayılmasının ardından herhangi bir açıklamada da bulunmadı.

“ABD küresel salgına karşı mücadelede ne yaptı?” ve “ABD’li bilim adamlarını Washington yönetiminin Covid 19 salgını konusundaki tartışmalı tutumuna karşı ne susturdu?” soruları ise, kuşkuşuz Bildirici’nin de çok iyi bileceği üzere ABD’nin koronavirüsle mücadelesi konusunda bütün dünyanın gündeminde olan tartışma başlıklarını içeriyor. Trump yönetiminin, salgına karşı mücadelede destekçilerini sokağa çıkmaları yönünde desteklemekten, küresel mücadelede DSÖ’nün çalışmalarını tehdit etmeye kadar attığı adımlar ortada.

Peki, Xinhua’nın Hürriyet’te yer alan ilanını tartışırken, yukarıdaki bu olguları da tartışmak gerekmez miydi? ‘Haber’, ‘ilan’, ‘Propaganda’ gibi kavramları sorgulayan Bildirici, Türk medyası da dahil olmak üzere Çinli medya kuruluşlarına yönelik uygulanan adı konulmamış ambargonun farkında değil mi? Farkındaysa, kullandığı ifadeler politik bir seçimin gereği mi?

Bildirici’nin ‘okur kandırılıyor’ iddiasının yanlışlığı da burada ortaya çıkıyor. Bildirici, Türk medyasının batı belirlenimli haber aktarım tarzını bugüne kadar eleştirdi mi? Batı medyasında ve Türk medyasında Çin’in aleyhinde atılan yüzlerce ve yanlış olduğu neredeyse hepsi için kanıtlanan onlarca manşeti eleştirdi mi? Batı medyasına gelince doğru kabul edilerek aktarılan haberlerin, Çin medyası yaptığında ‘Çin propagandası’ sayılması Bildirici’ye göre doğru mu?

Türk medyasında Çin’le ilgili sayısız kara propaganda haberi bulunuyor. Bunların da yüzde 90’ı Reuters, AFP gibi devasa ajanslardan veya ABD medyasında yer alan kanıtsız yazılardan oluşuyor. Bu duruma, Çin medyasına yönelik sansür ve önyargı eklendiğinde, bir medya ajansının ilan vererek sesini duyurmaya çalışmasını ‘okuru kandırmak’ olarak nitelendirmek ne kadar mantıklı?

Bildirici’nin ilan aldığı için eleştirdiği Hürriyet’te bile durum aynı. Sitede, Reuters’tan kaç tane haber alındığına ilişkin yapılan basit bir aramada karşımıza 13.598 rakamı çıkıyor. Aynı arama Xinhua için yapıldığında ise karşımıza yalnızca 370 sonuç çıkıyor. Bu 370 sonucun büyük bir kısmı ise Anadolu Ajansı’nın aktardığı haberlerden oluşuyor.

Sayın Bildirici’nin bugüne kadar Türk medyasında Çin’le ilgili yayınlanan sayısız yalan haberi eleştirdiği herhangi bir yazısı ne yazık ki yok. Ancak konu ‘Çin propagandası’ efsanesine geldiği zaman, Bildirici malesef sert bir eleştiride bulunuyor.

Sayın Bildirici, ne yazık ki konunun ‘tek taraflı haber yayınlatma’ değil, ‘tek taraflı haberciliğe karşı sesini duyurma’ çabası olduğunun farkında değil. Kendisini Çin medyasını daha yakından takip etmeye ve koronavirüs başta olmak üzere ABD ile Çin arasında yaşanan tartışmalarda Çin tarafını da objektif bir biçimde değerlendirmeye davet ediyoruz.

Asia News TR