Cumhuriyet yazarı Mehmet Ali Güller, Çin’in ‘İki Toplantı’ etkinliğini değerlendirdiği bugünkü yazısında Çin Amerikan düzenini hem ele geçiriyor ve dönüştürüyor hem de o düzenin alternatifini ağır ağır geliştiriyor” dedi.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mehmet Ali Güller, ‘Çin’in uluslararası sistemi koruma kararı’ başlıklı bugünkü yazısında Çin’de gerçekleşen ‘İki Toplantı’ etkinliğini ele aldı ve Çin’in ‘ABD emperyalizmini gerileterek gelişmekte olan ülkelere siyasi manevra alanı açtığı’ görüşünü savundu.

‘Önce insan’ anlayışının siyasete ve ekonomiye yansıması’

Çin Komünist Partisi’nin ‘Orta halli refah toplumu’ hedefine değinen Güller, “ÇHSDK Ulusal Komitesi Başkanı Wang Yang, ülkesinin 2019 hedeflerini gerçekleştirdiğini belirtti: Çin’in 2019 hedefi Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 6 ile 6.5 aralığında büyümesiydi; yüzde 6.1 olarak gerçekleşti. Ekonominin hacmi de 14.38 trilyon dolara ulaştı. Kişi başı gelir de 4.225 doları aştı. Yıllık hedef geçekleşti ancak Çin açısından esas önemli olan ‘mutlak yoksulluğu ortadan kaldırma ve orta halli refah toplumu inşasını tamamlama’ temel hedefidir. Wang Yang, bu hedefin de şu üç sütun üzerinde yükselerek gerçekleşeceğini belirtti: kaliteli kalkınma, halkın mutluluğunu sağlama ve sosyal gelişmeye odaklanma… Bu üç sütun kuşkusuz ‘önce insan’ anlayışının siyasete ve ekonomiye yansımasıydı” ifadelerini kullandı.

Başbakan Li Keqiang’ın Çin Ulusal Halk Meclisi’ndeki konuşmasını da değerlendiren Güller, “Li Keqiang’ın açıkladığı kararlar içinde en dikkat çekeni “Çin, merkezinde BM’nin yer aldığı uluslararası sistemi koruyacak” kararıydı. Hükümetin raporunda Çin’in barışçıl kalkınmayı sürdüreceği ve dışa açılmayı genişleteceği belirtiliyor; Çin’in dünya barışına, istikrarına, kalkınmasına ve refahına katkısını sürdüreceği vurgulanıyordu” dedi.

ABD’nin ‘Çin’den duyduğu rahatsızlıkları da sıralayan Güller, yazısını şu şekilde tamamladı:

“Uzun süredir ABD’yi ve Çin’i de inceleyen bir olarak söyleyebilirim ki, ABD’nin esas kaygısı da bu: Çin Amerikan düzenini hem ele geçiriyor ve dönüştürüyor hem de o düzenin alternatifini ağır ağır geliştiriyor. Bu elbette ABD emperyalizmini geriletiyor ve gelişmekte olan ülkelere de siyasi manevra alanı açıyor.”