Merkezi hükümetin Hong Kong’a yeni ulusal güvenlik yasaları getirme çabası, özel idari bölgedeki uzun vadeli sıkıntıları çözmek için güçlü kararlılığını gösteriyor. Yasa, merkezi hükümetin, birkaç aydır süren şiddetli protestoların şehri neredeyse bir uçurumun kenarına getirmesinden sonra Hong Kong’un düzenini koruma ve Çin’in ulusal güvenliğini koruma sorumluluğunu üstlendiğini gösteriyor.

Böyle bir yasa yürürlüğe girdikten sonra, merkezi hükümet sadece Hong Kong ve Tayvan’ın değil, aynı zamanda dış güçlerin de zorluklarıyla karşılaşacak. Hong Kong’daki eğitim sisteminin de düzenlenmesi gerekebilir. Bunlar, merkezi hükümetin Hong Kong üzerindeki genel egemenliği için uğraşması gereken problemlerdir.

ABD ara vermeksizin hareket etti. Trump, gösterilebilecek güçlü tepkileri tehdit etti. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin’i “ölüm çanı” olarak adlandırdığı yeni ulusal güvenlik yasasını geçirme kararı konusunda uyardı. Senatörler, Çinli yetkililere Hong Kong’un bağımsızlığını ihlal ettiği için yaptırım uygulamak amacıyla mevzuat koyacaklarını söylediler. ABD ayrıca ticaret sorunlarından yararlanarak Çin’e baskı uygulayabilir.

Hong Kong her zaman Çin ve ABD arasında bir rekabet bölgesi olmuştur. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana ABD, Hong Kong’da antikomünist güçlerin geliştirilmesinde aktif rol aldı. Hong Kong’un anavatana dönmesinden sonra, bir ulusal güvenlik yasasının bulunmaması sebebiyle, ABD Hong Kong’daki eğitim ve medya alanlarına nüfuz etti. Geçen yıl Hong Kong’daki şiddetli ve kitlesel protestolar uluslararası gündeme taşındığında, ABD Çin’le olan kapsamlı rekabetini arttırmak için Hong Kong’daki köklü anti-komünist ve Çin karşıtı güçleri kullanmaya başladı.

ABD’nin, önerilen ulusal güvenlik yasası söz konusu olduğunda, yasanın “bir ülke, iki sistem” ilkesini baltaladığını söyleyerek aynı eski tavrını koruması şaşırtıcı değil. Ancak, “iki sistemin” yalnızca, önceliği ulusal güvenlik olan “bir ülke” çerçevesinde işlev gördüğü gerçeğini göz ardı etme eğilimindeler. Merkezi hükümetin Hong Kong ve tüm ülkenin istikrarını sağlamak için ilgili yasalar önermesi “bir ülke, iki sistem” ilkesinin olduğu gibi kalacağının garantisidir.

Hong Kong muhalefeti ve ABD, “tek ülke, iki sistem” ilkesini Hong Kong’un “mutlak” özerkliğinin temel taşı olarak görüyor. İlkenin zayıfladığını söylüyorlar, ancak merkezi hükümet sadece Hong Kong üzerindeki meşru haklarını kullanıyor ve Hong Kong’un yüksek derecede özerkliğe sahip olmasını sağlıyor. Muhalefetin büyük ölçekli protestolar ve hatta şiddetli isyanlar gerçekleştirerek Eylül ayında yapılması planlanan yasama seçimlerinde zafer kazanması için bu şansı kullanacağı öngörülüyor. Merkezi hükümet, durumun ayrıntılı bir değerlendirmesini yapmış ve gerekli tedbirleri hazırlamış olacaktır.

Çağlar İnan, Asia News TR

Makale Global Times muhabiri Wang Wenwen’in, Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı 13. Ulusal Komitesi’nin Hong Kong üyesi Ling Yu-shih ile yaptığı röportaja dayanarak derlenmiştir.