Japonya, Deniz ‘Öz Savunma Kuvvetlerine’ ait savaş gemilerini art arda Orta Doğu’daki sulara gönderiyor.

Savaş Gemisi Kirisame, Nisan ayı sonunda Aden Körfezi için Yokosuka Üssü’nden ayrılan Onami savaş gemisini takiben 10 Mayıs’ta Sasebo Üssü’ne doğru yola çıktı.

‘Öz Savunma Kuvvetlerinin’ devamlı olarak Orta Doğu’ya sevk edilmesi; Japon gericilerin, militarizmin ve deniz aşırı yayılmacılığın yeniden gündeme gelmesi için pervasızca davrandığını gösteriyor.

Dünyayla dalga geçercesine ‘korsanlıkla mücadele ve korsanlığa karşı savunma’ kisvesi altında gizlenen şey, bu ada ulusunun vahşi saldırganlık hırsı ile bozulmuş aşağılık tavrıydı.

2013’ün sonlarına doğru Japonya, ‘savunma yönergesini’ geliştirerek, ‘etrafındaki ağırlaşmış güvenlik ortamını’ bahane edip ‘güvenlik’ unsurunun özünü ulusal güvenlikten çıkarıp ‘uluslararası güvenlik’ olacak şekilde genişletti.

Bu esaslara göre, Japonya militarizasyona ve yeniden işgale engel olan siyasetini ve yasal engelleri ortadan kaldırdı, bir yandan da “Öz Savunma Kuvvetlerinin” deniz ötesi operasyonlarının faaliyet alanını azar azar, ama ara vermeden, genişletmiş oldu.

Japonya, kendi vahşi yayılmacı hırsını hayata geçirmek için tarihsel olarak ‘komşu ülkelerden gelen tehdit teorisini’ kullandı.

Önceki yüzyılda Japonya, Qing Hanedanı ve Çarlık Rusya’dan gelen tehditlerden bahsederken Kore’yi kolonisi haline getirdi; zincirini koparıp Asya kıtasında hakimiyeti kazanmak için İkinci Dünya Savaşını fırsat olarak gördü.

Soğuk Savaş’ın sonunda, Birleşik Devletler’in ‘Terörizmle Savaş’ kampanyasını bahane edip birliklerin deniz ötesine gönderilmesinin yolunu açtı; şimdiyse her fırsatta KDHC’den ve diğer komşu ülkelerden gelen ‘tehdit ve provokasyonu’ duyurarak savaş devleti olarak kuruluşunu daha da hızlandı.

‘Öz Savunma Kuvvetleri’nin birliklerinin Orta Doğu’ya gönderilmesi de deniz ötesi yayılmacılık için yapılan bu hamlelerin bir parçası.

Bir Fransız araştırma enstitüsü; Japonya’nın donanmasını ve hava kuvvetlerini güçlendirip saldırı kabiliyetini artırdığı olgusunu belirterek, Japonya’nın ‘korsan karşıtı harekat’ mazeretiyle anayasasına bile aykırı bir şekilde askeri harekat başlattığını iddia etti.

Şu anda bile Japonya’nın ÖSK’sındaki (Öz Savunma Kuvvetleri) savaş gemileri ve deniz devriye uçakları, Umman ve Aden Körfezleri ile Arap Denizi’nin (Umman Denizi) kuzey bölümlerinde her yere saldırırken seyir halindeki gemiler ve deniz hatları üzerinden gözetleme ve istihbarat toplama konusunda hevesliler.

Bahsedilen birliklerin, yetkililerin muğlak yönergelerinde belirtilen “beklenmedik durumlarda silah kullanımı mümkün” prensibine dayanarak ne zaman bir savaş çıkaracağını kimse tahmin edemez.

Uluslararası kamuoyu, Çin-Japon Savaşının ve Pasifik Savaşının fitilini patlatan Lugouqiao olayı ya da Pearl Harbor saldırısı olaylarının tekrarlanmasını asla istemiyor.

‘Tehdit’ ve ‘savunma’ bahanesiyle yeniden işgal hırsını elde etmek için zincirlerinden boşanmış Japonya’nın pervasız taşkınlığı, sadece ada ülkesinin kendini yok etmesine davetiye çıkarıyor.

Kore Merkezi Haber Ajansı (KCNA)

Çeviri: Duygu Becerik