Kovid-19 salgını, dünya çapında sağlık politikalarıyla birlikte hükümetlerin ve siyasi sistemlerin de sorgulanmasına yol açtı. Peki, salgınla birlikte mevcut ittifaklar değişecek mi? Çinli akademisyen Dong Yifan, salgın sonrası Avrupa Birliği (AB) ile ilgili “Pandemi, Avrupa’nın ekonomisini, politikasını ve bütünleşme sürecini ciddi bir şekilde şoka uğrattı ve bu da kıtanın gücünün ve uluslararası etkisinin azalmasına yol açacak” görüşünde.

“Koronavirüs salgını dünya siyasi dengesini değiştirecek mi?”… Son dönemde en çok sorulan sorulardan biri de bu. Bu soru ise, salgınla mücadele üzerinden ortaya çıkan kıyastan kaynaklanıyor: Batı ülkeleri ile Çin’in koronavirüsle mücadeledeki yöntem farkları.

Kuşkusuz, pratik Çin’in -başlarda sertçe eleştirilen- önlemleri almakta ne kadar haklı olduğunu gösterse de, tartışılan konular performansla sınırlı değil. Çok sayıda analist, Çin’in yalnızca pandemiyle mücadelesini değil, salgın sonrasında Çin’in dünya siyaseti üzerindeki etkilerini de tartışıyor.

‘AB ile Çin arasında iletişim eğilimi değişmedi’

Global Times muhabiri Li Qingqing’e konuşan Avrupa Çağdaş Araştırmalar Enstitüsü ile Çin Çağdaş Uluslararası İlişkiler Enstitüsü araştırma görevlisi olan Dong Yifan, 2020 yılını ‘Çin-AB ilişkileri açısından kritik bir yıl’ olarak tanımlıyor ve “Bazı analistler COVID-19 pandemisi nedeniyle Çin-AB ilişkilerinin değişeceğine inanıyor. Objektif olarak bakıldığında, virüs gerçekten de Çinli ve AB liderler arasındaki diplomatik etkileşimi engelledi. Örneğin, üç büyük zirve biraz gecikecek veya online olarak gerçekleştirilecek. COVID-19, Çinli ve AB’li liderler arasındaki yüz yüze iletişimi engelledi. Ancak Çin ve AB bu sorunları teknik yöntemlerle hallediyorlar. Örneğin Çin ve AB, 20-24 Nisan tarihlerinde yatırım anlaşmaları üzerine 28. tur müzakerelerini online olarak gerçekleştirdi ve iki tarafta olumlu ilerleme kaydetti. Buna bağlı olarak Çin-AB işbirliği ve iletişim eğilimi değişmedi” ifadelerini kullanıyor.

Dong Yifan - CHINA US Focus
Dong Yifan

‘AB’nin ABD’nin Çin hakkındaki komplo teorileri ile aynı fikirde olacağına inanıyorlar’

“COVID-19 ayrıca Çinli ve AB’li liderleri arasındaki iletişim için bazı fırsatlar da getirdi. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Keqiang, salgın sırasında Avrupalı liderlerle telefon görüşmeleri yaptı. Bütün bunlar, küresel sağlık sorunu karşısında, hem Çin’in hem de AB’nin birbirini destekleme isteğine sahip olduğunu gösteriyor” diyen Dong, Çin-AB ilişkilerine ilişkin yapılan negatif yorumlarla ilgili olarak ise şunları söylüyor:

“Bazıları koronavirüs salgını sonrası Çin-AB ilişkileri hakkında kötü yorumlarda bulundular. AB’nin, ABD’nin Çin hakkındaki komplo teorileri ile aynı fikirde olacağına inanıyorlar. Aslında AB üyelerinde fikir ayrılıkları yaşanmış durumda. Bazı Avrupalı popülist siyasi liderler, ana akım dışındaki medya ve Çin karşıtı parlamenterler bu komplo teorilerini reklam ihtiyaçları ve siyasi çıkarları nedeniyle savunuyorlar. Avrupa’dan Çin’i itibarsızlaştırmak ve iftira atmak için yapılan taleplerle birlikte, Amerikan propagandası AB içinde artmış durumda. Bu teoriler bazı Avrupalıları etkileyebilir. Fakat çok taraflılığını korumak AB’nin ana konumu durumunda ve Covid-19 pandemisiyle mücadeleye tüm insanlık tarafından uyulmasının en öncelikli işleri olduğu konusunda ısrarcı olacaklardır.”

Çin-AB ilişkilerinde ABD’nin rolüne dikkat çeken Dong ayrıca, ABD’nin ‘hilelere başvuracağına’ dikkat çekiyor ancak AB’nin mevcut eğilimini koruma yönünde hareket edeceğini belirtiyor. Çinli akademisyen, AB ile ilişkilerde ABD’nin provokatif hamlelerinin kritik olduğu görüşünde. Bu ihtimalin ise AB içindeki sağcı eğilimlerin güçlenmesiyle doğrudan ilişkisi var.

Calibrating the EU's more assertive approach to China – Europe Decides

Çin’in koronavirüsle mücadelesinin AB içerisinde de soru işaretleri yarattığına dikkat çeken Dong, “Pandemi gerçekten de Çin ve Batılı devletlerin yönetim sistemleri arasında farkı gösterdi. Birçok Batılı devletin Covid-19 ile olan mücadelelerinin sonuçları AB siyasetçilerin ulusal kriz yönetim sistemleri üzerine düşünmesini sağladı. Objektif olarak bakarsak, Çin’in Covid-19 savaşındaki başarıları, Batının demokratik karar alma mekanizmalarında ve sözde insan haklarına olan inançlarında bir şekilde şüphe uyandırdı. Bazı Avrupalılar endişelenmeye başladı” görüşünü savunuyor.

Öte yandan, AB’nin geleceğiyle ilgili de öngörülerini paylaşan Çinli akademisyen, salgının ‘AB’yi politik ve ekonomik olarak şoka uğrattığı’ tespitini yapıyor.

“Çin’in ortaya çıkışı ile yüzleşen Avrupa, yükselen ideolojik önyargıdan endişe duyabilir. Pandemi sonrası dönemde Avrupa, Çin karşısında daha rekabetçi olabilir. Ancak Çin ile Avrupa arasında hem işbirliğinin hem de rekabetin olması değişmeyecek. Küresel arenada Avrupa, Çin’in çok taraflılığına ve ilgili gündemlerde desteğine ihtiyaç duyuyor. Ayrıca iki tarafın birbirinden ayrılması da imkansızdır.”

Çağlar İnan – Asia News TR