Sözde ‘sürgündeki Tibet hükümeti’ başkanı Lobsang Sangay, Beyaz Saray’ı ziyaret etti ve ABD’nin ‘Tibet sorunları özel koordinatörü’ Robert Destro ile görüştüğünü söyledi.

Sözde ‘sürgündeki Tibet hükümeti’, ‘Tibet bağımsızlığını’ elde etmek isteyen ayrılıkçı bir siyasi örgüttür.

‘Sürgündeki Tibet hükümeti’ başkanı, çok daha düşük uluslararası etkisi göz önüne alındığında, Beyaz Saray’ı altmış yıl içinde ilk kez ziyaret etmiş olsa da, Sangay’ın Beyaz Saray ziyareti Dalai Lama’dan daha az etkili olacaktır. Washington ise, öncelikle ABD’nin ‘sürgündeki Tibet hükümetine’ verdiği desteği göstermeyi umuyor ve Tibet ile ilgili meselelere proaktif bir şekilde dahil olmak istediğinin sinyalini vermeyi umuyor.

Tibet sorunu, Çin’in temel ulusal çıkarlarıyla ilgilidir. Washington’un toplantı düzenlemesi, Çin’in içişlerine ciddi bir müdahaledir ve Çin’in ulusal çıkarlarını baltalamaktadır. Son günlerde ABD, Çin’in içişlerine karışmasını önemli ölçüde artırdı.

Bu hareketler başarısız olmaya mahkumdur. Çin’in iç işleri başka hiçbir ülkenin müdahalesine müsamaha göstermeyecektir. Pekin, ulusal egemenliği ve toprak bütünlüğünü koruma kararlılığına ve yeteneğine sahiptir.

Toplantı haberinin ‘sürgündeki Tibet hükümeti’ tarafından yayınlanması dikkat çekicidir. Toplantı hakkında Beyaz Saray’dan ise resmi bir açıklama gelmedi. Trump yönetimi, bundan sonra ne yapacağını planlamak için Çin’in tepkisini gözlemliyor olabilir. Trump yönetiminde çok sayıda Çin karşıtı politikacı olduğu göz önüne alındığında, Washington ziyareti küçümsemeyecek ve bir süre sonra öne çıkaracak.

Toplantı, Trump yönetiminin geçiş döneminde Çin ile sorunları derinleştirmek için attığı yeni bir adım olarak görülebilir. Trump yönetiminin Çin-ABD ilişkilerini tehlikeye atmak için bazı aşırı önlemler almaya devam edeceğine dair birçok işaret var. Trump yönetimi, bir sonraki yönetimin Çin politikasını şekillendirmesi için mümkün olduğunca çok engel oluşturmayı planlıyor. Tibet sorunu da bunlardan biri.

Uluslararası toplumdan pek çok bilim insanı, Demokrat aday Joe Biden’in gelecek yönetimi hakkında kör bir iyimserlik olmaması gerektiğine inanıyor. Sonuçta iki parti Çin politikaları açısından aynı fikirde. Tibet sorununa gelince, Biden yönetiminin Trump yönetiminin temel fikrini sürdürmesi bekleniyor.

Dahası, Demokratlar sözde insan haklarının ve değerlerinin önemini vurgulama eğiliminde olduklarından, Biden yönetimi Çin politikasında insan hakları ve ideolojinin ağırlığını artıracak. Biden göreve geldikten sonra Tibet, Sincan Uygur Özerk Bölgesi ve Hong Kong ile ilgili konuların Çin karşıtı gündemde çok önemli hale gelmesi bekleniyor.

Eski ABD başkanı Barack Obama, Dalai Lama’yı Beyaz Saray’da dört kez ağırladı. Biden’in Çin politikalarıyla ilgili danışmanlarının neredeyse tamamı Obama yönetiminden geldiğinden, Biden yönetiminin Tibet’e karşı daha agresif hamleler yapma olasılığı göz ardı edilemez. Çin buna karşı tetikte kalmalı.

ABD’nin Çin’in içişlerine karışmasına karşı kesin muhalefetini diplomatik olarak ifade etmenin yanı sıra Çin, bu yıllarda Sincan, Tibet ve diğer bölgelerde kaydettiği ilerlemeyi proaktif olarak dış dünyaya göstermeli. ABD ve bazı Batı ülkelerinden gelen kötü niyetli iftiralar gerçeklerle parçalanacak.

Lu Yuanzhi – Global Times