ABD Başkanı Donald Trump, Xinjiang’daki gerçekleri görmezlikten gelerek, 17 Haziran’da sözde “2020 Uygur İnsan Hakları Politikası” başlıklı yasa tasarısını imzaladı.

Çin Medya Grubu’na bağlı CGTN’in hazırladığı “Yüce Tanrı Dağları-Çin’in Xinjiang’da terörle mücadelesinden hatıralar” adlı belgesel dün izleyicilerle buluştu. Amerikan politikacılar da kimi destekledikleri konusunda bu belgesel sayesinde az çok bilgi sahibi olacaklar.

Belgeselde göründüğü gibi Xinjiang’da terör ve şiddet girişimlerinde bulunan güçler son derece vahşi. Yaşlılar, kadınlar ve hatta çocuklar, onların hedef listelerinde. Teröristler, son yıllarda masum sivilleri hedef alarak bomba yüklü araçlar da kullandı. Yani Amerikan politikacıların var güçle destek verdiği gruplar işte bu terör örgütleri.

Terör saldırılarının kurbanları arasında Uygurlar ve diğer etnik gruplara mensup vatandaşlar var. Ayrıca, teröristlere karşı mücadeleye katılanlar arasında polislerin yanında Xinjiang’ın çeşitli etnik gruplarına mensup vatandaşlar da var.

Amerikan politikacılar, işte bu teröristlerin “haklarını” korumaya çalışıyor; bu politikacıların masum vatandaşların haklarını koruması gerekmez mi?

Avrupa, Kuzey Amerika, Afrika ve Batı Asya’da yaşanan terör saldırıları Amerikan siyasetçiler tarafından kınanıyor. O zaman Xinjiang’da faaliyetlerde bulunan Doğu Türkistan İslami Hareketi ve Irak’taki IŞİD, terör örgütü sayılmıyor mu? Bu terör örgütleri bütün insanlığın ortak düşmanı değil mi? Amerikan siyasetçiler bu gerçeği gerçekten bilmiyorlar mı, yoksa bilmek mi istemiyorlar?

Ama bu artık önemli değil. Önemli olan, Çin’in, terörizmin Xinjiang halkına tekrar zarar vermesine asla izin vermeyeceğidir. Bu Amerikan siyasetçiler girişimlerini bir an önce durdurmazlarsa utanç dışında hiçbir şey elde edemeyecekler.